Make your own free website on Tripod.com

              LoVe SeRaP     

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            

 

 

 

 

 

LoVeSeRaP

 -  Aşk

 - Komik Resimleri

 - Aşk şiirleri

 - Evlilik

 - Sohbet

 - Aşk SıRLaRı

Sizin için

 - sohbet programları

 - Wep araçları

 - Radyo programı

 - Msn ifedeleri

 - Sevgi Kartları

 Güzeller

 -  İletişim

 

 

 

 

Aşkın organı beyin

Nörofizyolog Dr. Sabri Derman, aşık olan insanlarda beyinde bulunan kimyasalların farklı salgılandığını söyledi.

VKV Amerikan Hastanesi'nde düzenlenen "Romantik Aşkın Fizyolojisi" konulu seminerde konuşan Derman, aşkın organının beyin olduğunu ifade etti.

Aşkın insan beynindeki etkisini araştırmada en verimli yöntemin "Fonksiyonel Magnetik Rezonans Tomografisi ile Görüntüleme Teknolojileri" (fMRI) olduğunu anlatan Derman, "fMRI, aşkın bizler için temel bir dürtü, fizyolojik bir ihtiyaç olduğunu işaret ediyor. Bu nedenle aşk, bulduğumuzda inanılmaz haz, enerji veren, ulaşamadığımızda da tarifsiz elemler içinde bırakan bir duygudur" diye konuştu.

Derman, romantik aşkın vazgeçilmezlerinin, tek kişiye bağlılık, cinsellik ve ümit olduğunu dile getirerek, "Bir aşk bir zamanda ancak bir kişiyle mümkündür, yani aşk sürdüğü sürece monogamiktir. İçinde mutlak cinsellik vardır. Aşksız seks olur ama sekssiz aşk olmaz" dedi.

Aşık olan insanlarda beyinde bulunan kimyasalların farklı salgılandığını ifade eden Derman, depomin ve norepinefrinin arttığını, seratoninin ise düştüğünü kaydetti.

Nörofizyolog Dr. Sabri Derman, aşık insanlarda nörotransmitlerden depomin artışının motivasyon artışı, mutluluk, heyecan, uykusuzluk, kalp çarpıntısı ve nefes darlığına neden olduğunu, norepinefrinin de heyecan ve enerji düzeyini arttırdığını, uyku ve iştah kaçırdığını bildirdi.

"Heyecan ve ölüm korkusunun da aşkı tetiklediğine" işaret eden Derman, "Felaket sırasında karşılaşan insanların birbirlerine aşık olma ihtimali, mehtaplı gecede birbirine rastlayanlardan daha fazladır" dedi.

İnsanların aynı kişiye yeniden aşık olabileceklerini de vurgulayan Derman, önceki deneyimin yardımıyla bu aşkın daha uzun sürebileceğini sözlerine ekledi. 

Aşk gizlilik ister

Özel hayatınızı gizli tutmak, ilişkinizi gözlerden uzak yaşamak istiyor ama bir türlü başaramıyorsunuz. Ne yaptığınızı herkes biliyor... Sizin de önlem almanız gerekiyor.

Onunla nereye gittiğinizi, kavgalarınızı, barışmalarınızı, ilişkinizin iniş çıkışlarını herkes biliyor. Artık yavaş yavaş laflardan sıkılmaya başladınız ve bunların ilişkinizi yıprattığını fark ettiniz. O halde niye hala bekliyorsunuz! Doğru bir stratejiyle bunların üstesinden gelebilirsiniz...

DEDİKODU HASTALIĞI

Her insan az çok dedikodu yapmayı sever. Ancak dedikodunun yıkıcı değil yapıcı olanını tercih etmelisiniz. İşi gücü, hayattan beklentileri olmayan bazı insanlar etraflarındaki mutlu insanların da mutsuz olmalarından büyük zevk alırlar ve bunun için adeta tüm enerjilerini harcarlar. Sizin yapacağınız öncelikli olarak etrafınızı dikkatlice inceleyip bu tarz insanların olup olmadığını tespit etmek. Şayet ki varsa bu insanlarla tüm diyaloğunuzu kesmelisiniz.

ÖNCE SİZ KONUŞUN

İşe yarayan bir başka yöntem de başkalarının konuşmasına izin vermeden ilişkiniz hakkında kendinizin konuşması. Detaya girmeden çevrenizdeki meraklı insanlara ilişkiniz hakkında ipuçları verin. Ancak bunu yaparken çok dikkatli olmalısınız eğer ipin ucunu kaçırmaya kalkarsanız, durum eskisinden de beter bir hal alabilir. Bu yüzden ilişkinizde bazı problemlerin olduğunu anlatın. Bir sürü şey anlatın ama sonunda kimse bir şey öğrenemesin. Bunu başarabilirseniz insanlar sizin hakkınızda her şeyi bildiklerini zannederler ve ilişkinizin dedikodu yapılmaya değer bir yanı kalmaz onlar için.

Aşkınızı canlı tutmanın yolları...

 "Ah" dese ne olduğunu sorun, ısrar edin... Cevap vermezse küsün.

 Küçücük hatalarını büyütün, 3 gün kadar konu, sadece o hata olsun, onu arkadaşlarınıza şikayet edin. Sonra da hıçkıra hıçkıra ağlayın.

 Her tartışmada 10 yıl ya da gidebildiğiniz kadar geriye gidip, eski hatalarını yeni baştan konu edin. Hatasını hatırlayamazsanız kendisine sorun. Aman ağlamayı ihmal etmeyin.

 Baktınız ki tartışmada haklı çıkmak üzere, tereddütsüz düşün bayılın ve ayılmadan önce de titreme krizi geçirin.

 Siz bayıldığınızda sizden uzak bir yere gidip oturduysa, ayılınca, neden sizinle ilgilenmediğini sorun. Kızın, onu suçlayın. Hatta tekrar bayılın.

 Es kaza HAKLI ise... Hemen eski haksız olduğu olayları ona hatırlatın ki, haklı olduğu olayı unutsun.

 Eğer evliyseniz eve geldiğinde onu geceliğinizle karşılayın.

 Dır dır çok önemli... Yapmayı ihmal etmeyin.

 Her akşam cep telefonunun adres defterini kontrol edin. Defalarca aynı numaraları sorun, ama açıklamalarıyla yetinmeyin bir de numarayı arayın. Karşınıza çıkan kişiye kim olduğunu ve partnerinizi nereden tanıdığını sorun. Patronu olsa bile.

 İş yerine sık sık gidin ve oradaki insanlara onu şikayet edin. Ama ne olursa olsun hastayken, yukarıdakileri yapmaya ara verin ve onunla ilgilenin.

 Kıskançlık yapın ama bundan hoşlanırsa asla kıskanmayın.

 Bütün bunlara rağmen sizi sevmeye devam ediyorsa, ne yapıp edip hemen onunla evlenin.

Aşk yanlışları

Sonu hiç gelmeyecekmiş sandığımız aşk hikayeleri yaşarız. Aşk üzerine bir sürü kitap okur, aşk üzerine durmaksızın konuşuruz.

Aşk biter mi, aşkın ömrü kaç yıldır, aşk herşeyi affeder mi?..

Bütün bu soruların yanında, bildiğimizi sandığımız ya da aslında hiç bilmediğimiz bazı gerçekler vardır. İşte 'sorun yok' sandığınızda, ilişkileri çıkmaza sokan beli başlı yanlışlar...

YANLIŞ: Eski partnerinize karşı hala güçlü hisleriniz varsa, yeni partnerinize aşık olamazsınız.

Bu aslında yanlış bir tez. Çünkü insanlar yaşamları boyunca birden fazla kişiye aşık olabilir. Eski partnerinize karşı hala güçlü hisler besliyorsanız, bu sizin kabahatiniz değil. Bu belki de yeni partnerinizde bulamadığınız ve alışkın olduğunuz bir takım özelliklerle ilgilidir. Bu sizin yeni partnerinize aşık olamayacağınız göstermez.

YANLIŞ: Doğru insan' ile karşılaşınca bunu kesinlikle anlarsınız.

Bir partiye katılırsınız ve salonun öbür ucunda ayakta duran ve gözlerinizin içine bakan kişiyle birbiriniz için yaratıldığınızı düşünürsünüz. Peki ya buna inanıp ta sonradan yanıldığını görenler? Tanıştığınız birinin sizin ruh ikiziniz olduğunu düşünüp te hemen harkete geçmeyin, yanılma ihtimaliniz çok yüksektir çünkü.

YANLIŞ: Evlenmeden öncce birlikte yaşamak, aranızdaki bağı sağlamlaştırır.

Çiftlerin yüzde 50'si evlenmeden önce birlikte yaşıyor. Fakat bu, boşanma oranını düşürmüyor. Hatta araştırmalar, evlenmeden önce aynı evi paylaşanların bo

şanma oranlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

YANLIŞ: İdeal erkeğiniz birçok açıdan size benzer .

Evlilik uzmanları, etnik, dini ve başka benzerliklerin, uzun süreli ilişkilerin anahtarı olduğunu söyleseler de, bu gerçek değil. Bir ilişkinin süresi, ortak amaçlar ve birbirini tamamlayan karakterlerin buluşmasından geçiyor.

YANLIŞ: Eşinizi seçerken gözü doymuş birini seçmek daha doğrudur.

Kadınlar, hayatlarına giren erkeklerin kendilerinden önceki yaşamlarını dolu dolu yaşamalarının avantaj olduğunu düşünürler. Bundan emin olmayın, unutulmaması gereken bir nokta var ki, huylu huyundan vazgeçmez...

YANLIŞ: Kıskançlık, onun size değer verdiğinin en temel göstergesidir.

"Erkek, sevdiği kadını sahiplendiği için kıskanır, normaldir" diye düşünenler vardır mutlaka. Kıskançlık, sevmek ve sahiplenmekten değil, kaybetme korkusu ve güven eksikliğinden kaynaklanır.

YANLIŞ: İlişkinin başında kötü olan seks iyi yaşamı zamanla harika olur.

Bir ilişkinin başlangıcının en tutkulu dönemi olduğu düşünülürse ve bu dönemde seks kötü gidiyorsa, ilişkinin devamında aynı kalması muhtemeldir.